Ebru Eru Gezegeninden Bildiriyor!
Ebru; Bilinçli Zihnim.
Eru; Bilinçaltı Zihnim.
Hak Etmek, Layık Olmak, Değer Olmak Üzerine…
Kısıtlayan HALİM;
Ebru: Hayatımda hiçbir şey yolunda gitmiyor.
Eru: Sevilmek dahil hiçbir şeye layık değilsin, hakkın da yok, sevilmeye de değmezsin zaten.
Ne hikmettir ki hakkının olduğunu hissetmek hali bir şey, layık olduğunu kavramak başka bir şey, veee, değer olmak apayrı bir şey. Çoğunlukla bu üçü birbiri içine girerek karışıklık çıkarıyor.
Şu üç cümleye bir bakalım.
Ben sevilmeyi hak ederim.
Ben sevilmeye layığım.
Ben sevilmeye değerim.
Aradaki ince nüansları fark ediyor musunuz?
Aslında aynı gibiler ve çok da farklılar.
Asıl konumuz bilinçaltı ya, kendimden örneklerle açıklayayım.
Hayatım boyunca sevilmeye layık olduğumu içsel olarak hissettim. Koşulsuz sevgiye. Kas testi ile layık olma cümleleri kurduğumda güçlü yanıt alırdım. Ama sıra hak etmeye geldiğinde, işin içine ne yazıkki performans gösterirsen sevilirsin ancak denklem, girince yekünde sevilmeyi hak etmediğim kanısı bilinçaltıma işlemişti. İşlemişti diyorum çünkü ne zaman sonu hak ederim ile biten bir hedef kalıbına kas testi ile baksam dengelemem gerekmişti. Ne ilginç değil mi? Layıksın ama hakkın yok. Hak etmekle ilgili çalışmaları tamamladığımı hissettiğimde içimde eksikliğini çektiğim başka bir inanç keşfettim. Ben bunlara değerim kalıpları. İşin içine bir de değerli olmanın ya da olmamanın verdiği gerilim girmişti. Değerliydim ama bunlara değerim bir türlü güçlü değildi. Layıktım, hakkım da vardı, değer miydim? Çalıştığım tüm inanç kalıplarını bir de bunlara göre düzenlediğimde tam olmanın verdiği keyif içimi kaplamıştı.
Herkesin kendi kombinasyonu farklı tabii. Önemli olan hem ağacı hem ormanı görebilmek.
Gerçekleştiren HALİM;
Ebru: İşler yoluna girdi.
Eru: Sevilmeye layıksın, hakkın da var, değersin de.
Sevgiler Gezegendaşlarım;
Ebru, Eru Gezegeninden Bildirdi!