Ebru Eru Gezegeninden Bildiriyor!

Ebru; Bilinçli Zihnim.
Eru; Bilinçaltı Zihnim.

Affetmek Üzerine…

Kısıtlayan HALİM;
Ebru: İnsanlar sınırlarıma saygı duymuyor.
Eru: Sevilmek için insanlara her zaman her şey için izin vermelisin.

Affetmek üzerine kendimi bildim bileli kafa yormuşumdur. Nedir bu affetmek, ne değildir bu affetmek. Galiba herkese göre değişiyor anlamı. Bazıları affetmeyi tekrar ilişkiyi düzeltmek olarak algılıyor, bazıları kendi iyiliğini düşünüp yaşananların ağırlığını bırakmak olarak deneyimliyor. Bazıları da affedince karşı tarafı haklı bulduğuna onay vereceğini düşünüp inatla kanayan yarayı açık bırakmayı seçiyor.

Hayat seçimler silsilesi şeklinde akarken açık yaralarla dolaşmak ve bunları saklamak için ekstra enerji harcamak oldukça verimsiz olsa da bilinçaltımız bizi anca öyle güvende tutuyorsa bir acıya, bir hatıraya, bir yaraya tutunup yıllar geçirebiliriz.

Burada şunu öncelikle ele almak önemli hale geliyor. Anlamı olmayan kimse bende bir yara açamaz. Ancak benim anlamlı bulduğum ilişkiler bende bir duygu uyandırma yetisine sahiptir.

O zaman hiç tanımadığımız insanlara bazen neden çok kızıyoruz ve onlarla yaşadığımız olaylar bizi çıldırtabiliyor?

En merak ettiğim konu buydu benim, sonradan öğrendim, o insanlar ilk yara kapanmadığı için gittikçe büyüyen şekillerde bize yarayı iyileştirmemiz gerektiğini hatırlatıyorlar. İlk yaranın açılmasına neden olan olayları biraz farklı şekillerde altın tepside önümüze koyuyorlar ve aslında sinir sistemimiz rahatlamak istediği için o insanlara ve olaylara gidiyor.

Yahu iyileş, bak yeniden yarattım olayı, dersi al, mesajı dinle, düzenlemelerini yap, bırak olay dizgisini yaşamamız için altın fırsatları hala o yaralara bakmayarak harcıyoruz çoğumuz, çoğu zaman. Ne uğruna? Bilmiyoruz ki, bunun dışında olabilecek bir yaşamı deneyimlemeyi bilmiyoruz. Peki istiyor muyuz? İstersek başlarız, yavaş da olsa başlarız o yolda yürümeye.

Bazı insanlar çabucak affeder, ne özenirim onlara, kendilerini bırakınca güvende hissedenlere. Yo, yanlış oldu, özenirdim. Bırakmaya başladığımda gelen tatmin duygusu ve huzur hali bana başka hayatlar olabileceğini hatırlattı.

Küçücükken çevremizden aldığımız verileri bilinç süzgeci olmadan kaydeden pırıl pırıl bilinçaltımız nasıl bir hayatı güvenli buluyorsa onu yaşıyoruz. Stresli hayatı da güvenli kaydetmiş olabileceği aklımıza gelmiyor. Bilincimiz geliştikçe, sevgili neokorteks işin içine girince edindiğimiz müthiş saçmalıktaki inançlarımızın bizde olmadığı sanrısına tutulabiliriz, hatta tutuluyoruz çoğumuz. Olur mu öyle şey canım diyenleri göreyim.

Ben bilmezdim sadece ve sadece sıkışık alanlardan çıkabilmek için harekete geçebildiğimi, rahatım yerindeyken aşırı strese girip donup kaldığımı.

Hayatımın en büyük keşfiydi. Sürekli rahatı arzulayıp, oraya gitmek için kendini sıkıştıran ve o sıkışıklıktan çıkmak için harekete geçebilen ben hayatımın her alanında tam rahata erecekken saçma bir olayla hop baştan başlamak zorunda kaldığım ve bu korkunç ötesi döngüyü tekrar başlattığım bir hayat yarattığımı bilmediğim gibi, anlam vermediğim gibi, ihtimalini bile düşünmemiştim.

Ta ki; PSYCH-K ile derin dalış yapana kadar. Kendini fark etmek ve ipuçlarını yakalamak emek istiyor, emeğe değiyor çünkü inancı ve stresi dönüştürmek için güçlü bir araca sahibim.

Bunu niye anlattım, benim bırakma noktam o stresi dönüştürünce başladı. Evet ebeveynlerime kızgındım, insanlara, olaylara kızgındım. Sürekli aynı döngüden yorulmuş, bezmiş, kendimi en az enerji ile yaşamaya mahkum etmiştim. Bunu düzeltene kadar.

Siz anne, baba ziyaretine gidip tetiklenmemek ne büyük özgürlüktür bilir misiniz? Hayatımızın en anlamlı ilişkileri çünkü, çok uzun zaman beraber yaşadık, bizi şekillendirdiler.

Yargılandığını zannetmemek ne büyük özgürlüktür bilir misiniz? Ben biliyorum, ahaha, çok keyifli.

Affetmekle ilgili deneyimlerime dönelim;

Önce affetme tanımımı bulmak ve bunu dönüştürmek durumunda kaldım. Ben de affedersem karşı tarafa hak vermiş olurum, benim hakkım yanar diye diye affedip sonra ilişkiye tekrar başlayıp, daha beter şekilde bitirmek zorunda kalanlardandım.

Oysa affetmek bırakmak ve stres yaratan bağlantıyı sonlandırmak demekmiş.
Karşımızdaki candan özür dileyerek hareketlerini değiştirmediği ve yeniden güven inşa etmediği sürece o ilişki geri dönülemezmiş. Sınır koymak ve hayır demek bizim sorumluluğumuz. Bunu öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü evet bazı ilişkiler sonlanabilir, bazıları da ebeveyn gibi, mevcut işimizdeki insanlarla ilişkimiz gibi, bir süre daha ya da hayatımız boyunca orada olacak ilişkiler. Sınırı net şekilde baştan belirleyerek, istemediğimize hayır diyerek ilerlemek zorundayız. Zorundayız çünkü her açık, her çatlak kendimize ihanete kadar gidiyor maalesef. Bu yeti için sizi engelleyen inançlar varsa bilinçaltında bunları düzenlemek ve sonra üzerinde adım adım çalışmak sizi mutluluğa götürür.

Yaşadığımız olaylarda belli duygular ortaya çıkıyor, onları da dinleyip mesajlarını almak çok işe yarıyor. Misal, birine öfkeliysek sınırlarımızda onarmamız gereken bir yerler var demektir. Hangi inançlarımız bizi sınır koymak konusunda engelliyor bakarsak ve bunu çalışırsak muhteşem dönüşler bizi bekliyor demektir.

Affetmek hayır demektir. Affetmek stresi kesmektir. Affetmek bırakmaktır. Affetmek kendini seçebilme özgürlüğüdür. Affetmek zamanında yaşadığımız insanla ilişkimizi onurlandırmak, yeni bir ben ile ilişkiler kurmayı öğrenmek üzere yeniden yola çıkmaktır. Affetmek ilişkide kendine de, kendi rolüne de önem vermektir. Affetmek kendini onurlandırmaktır. Affetmek içimizdeki çocuğu acı içinden çıkarıp tekrar neşelenmesini sağlamaktır. Affetmek yetişkin olmayı öğrenmek ve gereksiz yüklerden arınmaktır. Affetmek başkalarının sorumluluğunu taşımamak demektir. Affetmek karşımızdakine de değişebilme gücünü iade etmek demektir. Affetmek kendi gücü ile hareket etmeyi öğrenmek demektir.

Sevgili bilinçaltım bunları hiç beğenmemişti, o beni anlamlı şekilde güvende tuttuğunu zannediyordu. Oyda sinir sistemim çok çalışmaktan bitap düşmüştü. Tükenmiş ben zor bala hayata tutunmuştum. Kendini imha etmekten kıl payı kurtuluşlar arttıkça hayat çekilmez olmuştu.

Yukarıda da belirttiğim gibi, sıkışmış alanlardan çıkmak için harekete geçerim ve istediklerimi elde etmeden başa dönerim inancı yerine rahat alanda, işimi yaparak istediklerimi elde ederim inancını yerleştirene kadar. Bu yazı da bu yeni hayatımın başlangıç yazısı. Otomatik yaptığım her şey değişti. Aşağı yuvarlanan kartopu, yukarı gayet rahat ve net çıkan birine dönüştü. Kartopu olarak yaşamaktan kurtulduğum için, olan biteni affederek geride bırakabildiğim için ve bunun için farkındalıkla kendimle çalıştığım için kendimi de kutlarım, hem de bolca.

Küçük bir ek yapayım. Kendime izin verdiklerim için kızan her parçamla barışmak işin sonunu getirdi. Kendini affetmek. Özgürlük buymuş.

İzin vermelisin.

Gerçekleştiren HALİM;
Ebru: Sonunda sınır koyarak özgürlüğün tadını çıkarıyorum.
Eru: Sınır koymak güvenli ve uygundur.

Sevgiler Gezegendaşlarım;
Ebru, Eru Gezegeninden Bildirdi!

Aşağıda size affetmek üzerine adım adım ilerleyeceğiniz bir rehber de bıraktım.

Affetmek Üzerine İpuçları…

  • Affetme ile ilgili kendine has algını tanımla ve affetme sonrası bakış açını belirle. İçinde seni geren, ters gelen kısımlarla ilgili çalış ve yeni bir affetme tanımı, bırakma algısı yarat. Yeni affetme algın seni güvende hissettirecek şekilde bilinçaltından onaylanmış olmalı.
  • Eski yaralarını bul ve bunların üzerine çalış. Yaraların yüzünden kendini nasıl tanımladığına bak. Bu tanımlar yerine istediğin tanımları yarat ve bilinçaltında değiştir.
  • Affedemediğin kişi ve olayların sende yarattığı ve biriktirdiğin duyguları bul. Bu sefer onların mesajlarını almayı seç. Mesajlarda gelen bilgiye göre bilinçaltında düzenlemelerini yap.
  • Sevilmek ve kabul edilmek uğruna vazgeçtiğin kendi özünü sergileyen özelliklerini bul. Onları geri kazan ve ona göre yaşamaya başla.